Dünyayı değiştirecek 5 demiryolu teknolojisi


Demiryolu teknolojileri dünyasında yerinizde sayıyorsanız treni kaçırıp sektörün gerisinde kalmanız muhtemel.

Takip edilmesi gereken 5 heyecan verici demiryolu teknolojisi

Hidrojen Trenleri

© Alstom
 
Küresel ısınmanın giderek arttığı günümüzde hidrokarbonlar daha az rağbet görüyor; peki ya hidrojen? Araçlardaki yakıt pilleri, otomasyon dünyasında bir seçenek haline gelmiş durumda ve ileride demiryolunda da aynı şekilde olması bekleniyor. Alstom, hidrojen enerjisiyle çalışan Coradia iLint tren setleriyle oyunun kurallarını yeniden belirlemeye başladı bile.
 
Eylül 2018’de Almanya’da dünyanın ilk hidrojen enerjili iki treni işletilmeye başlandı. Eisenbahn, trenleri Cuxhaven, Bremerhaven, Bremervörde ve Buxtehude şehirlerini bağlayan 100 kilometrelik Elbe-Wesser hattında çalışıyor.
 
Her bir trende tüm gün için yeterli olan, 1.000 kilometrelik bir mesafe sağlayan, çatıya monte edilen birer hidrojen tankı bulunuyor. Günüüzde trenlerin çalıştırılması için yakıt doldurma işlemi mobil olarak yapılıyor; fakat Bremervörde’de kalıcı bir tesis inşa ediliyor ve inşaatın 2021’de tamamen bitmesi bekleniyor. Bu da hidrojen enerjili trenlerin geleceği için önemli bir gösterge.
 
Peki neden hidrojen? Otomobiller için geçerli olan mantık burada da aynı şekilde işliyor; daha az emisyon, daha fazla yakıt verimi. Hidrojen evrendeki en çok bulunan element ve yan ürünü sera gazı değil, sadece saf su. Bu sudan daha fazla hidrojen elde ederek daha fazla yakıt üretmek mümkün.
 
Almanya dışındaki ülkeler de hidrojenle yakından ilgileniyor. Birleşik Krallık, 2019’da hidrojen enerjili tren denemesi yapacak. Kuzey Amerika’daki yük operatörleri de büyük ilgi gösteriyor.
 

Tren istasyonlarında yüz tanıma yazılımları



Tren bileti dönemi yavaş yavaş sona geliyor. Turnikelerde temassız ödeme sistemi tüm dünyada giderek yayılıyor, ancak yeni bir devrim de yolda; yüz tanıma.
 
Çin, bu teknolojiye öncülük ediyor. Merkezi HuBei Eyaletindeki Wuhan tren istasyonunda yolcular “yüz tanıma” yöntemiyle ödeme yapabiliyor. Makineye yaklaşıyorlar ve yüzleri doğru tanındığı takdirde bariyerler açılıyor. 2017’den beri Wuhan’a 30’dan fazla makine yerleştirildi ve insanlı çalışan sadece 10 bilet istasyonu kaldı.
 
Çinlilerin bu yönteminde göz önünde bulundurulması gereken önemli bir nokta var. Yazılım, verileri devletin kimlik veri tabanından alıyor. Tüm ülkelerde bu türden bir sistem olmadığından teknolojinin tüm dünyada tam anlamıyla uygulanabilmesi için yerel pazar gereksinim ve uygulamalarına adapte olması gerekecek.
 
Öte yandan sistem, terminal salonlarından platformlara kadar sorunsuz yolcu akışı sağlıyor. Modern dünyada rahatlık önce geliyor ve Singapur’daki dokunmatik sistemlerin başarısı ve Wuhan’daki geliştirilen yolcu atmosferi de bunu açıkça ortaya koyuyor.
 
Yüz tanıma sistemi başka yerlerde de kullanılabiliyor; örneğin, güvenliği ele alalım. Berlin’deki Suedkreuz istasyonuna otomatik yüz tanımlayıcı CCTV sistemleri kuruldu. 200 gönüllünün rol aldığı 6 aylık bir deneme sürecinin ardından yetkililer sürecin başarıyla tamamlandığını belirtti. Böylelikle sorun çıkaran kişilerin takibi kolaylaşmış ve güvenlik güçlerine de yardım edilmiş olacak. Ruslar da 2018 Dünya Kupası’ndan önce Moskova, St. Petersburg ve diğer önemli şehirlerdeki terminallere benzer sistemler yerleştirdi.
 
Yapay Zeka


Makineler giderek daha gelişiyor; bununla birlikte bakım süreçleri ve ray operatörlerine sağladıkları verim de giderek artıyor.
 
Koşul bazlı bakım (KBB) ve önleyici bakım (ÖB), akıllı ve uyarlanır dijital sistemlerin kullanımındaki en büyük iki avantaj. Örneğin, tanılama yazılımları tekerleklerin, dingillerin ve diğer parçaların ne zaman değiştirilmesi gerektiğini öngörebiliyor. Aynı konsept, sinyalizasyon gibi demiryolu dışındaki altyapılar veya hat planlaması ve programlaması gibi sorunlar için de geçerli.
 
Japon firması Fujitsu, SRI International ve Jourdan Co. ile güçlerini birleştirerek gecikmeleri azaltmaya yarayacak bir öngörü motoru geliştirdi. Sistemleri, önceki gecikme verilerini analiz ederek ve Jourdan’a gerçek zamanlı güncellemelerde bulunarak gelecekteki gecikmeleri önlüyor.

Sinyalizasyon sistemlerinin uzaktan izlenmesi artık Hindistan’da da mümkün olacak. Hindistan Demiryolları, sinyal sağlığını ve makinelerin durumunu iyi seviyede tutmak ve sorunlar ortaya çıkmadan önce yetkilileri harekete geçirmek adına önemli hatlarına BK’da kullanılmakta olan sistemlere dayalı sensörler yerleştirmeyi planlıyor. 2016 yılında Hindistan’da 106 kaza gerçekleşti ve bu kazaların %60’ı sinyalizasyon hatalarından kaynaklanan raydan çıkmalardı. Hindistan, bu yeni sistemle gelecekte bu türden kazaların önüne geçmeyi umuyor.
 
Hong Kong’da ise MTR Corporation, üç aylık ve haftalık mühendislik işlerinin planlanması için otomatik bir yapay zeka sistemi kullanıyor. Böylelikle hem kaynaklardan en iyi şekilde faydalanılması, hem de güvenlik ve bakım yönetmeliklerine uyulması sağlanıyor. MTR, bu sistemin kullanımıyla maliyet ve zamanda %50 oranında tasarruf ettiklerini belirtiyor.
 
Dijital yardım sayesinde dünyanın dört bir yanındaki demiryolları, operasyonel verimlerini maksimum seviyeye çıkarıyor.
 
Sürücüsüz Trenler


© Rio Tinto
 
Sürücüsüz trenlerin popülerliği tüm dünyada giderek artıyor.
 
Günümüzde çeşitli otomasyon dereceleri benimsenmiş olsa da bunların çoğunluğu metro trenleri için geçerli. Derecelendirme ise şu şekilde:
 
• 4. Derece – Tamamen otomatik. Sürücü olmadan çalışabiliyor. Akıllı engel saptama, acil durum sistemleri ve kapı kapama özellikleri bulunuyor. Trenin işletilmesi için insana ihtiyaç yok.
• 3. Derece – Tren istasyonlar arasında otomatik olarak çalışıyor. Acil durumlar için her trende bir çalışan bulunuyor. 3. Derece trenler, içinde insan olmadan çalışamıyor.
• 2. Derece – Kabinde kapıların açılması, engel saptama ve acil durumlara müdahale etme gibi önemli işlemlerden sorumlu bir sürücü bulunuyor.
 
Tüm dünyada 20’den fazla ülke 4. Derece ray ve metro operasyonlarını benimsemiş durumda. Dünyadaki en eski operasyon ise bunu 2003’te başlatan Singapur’da bulunuyor.
 
Fakat maden ve mineral çıkarma alanlarından yük taşınmasına yardımcı olmak adına bu teknoloji uzaktaki alanlarda uygulanıyor. Dünyanın en büyük madencilik firmalarından biri olan Rio Tinto, Temmuz 2018’de Orta Avusturalya’nın en büyük ve en uzun robotik trenini işletmeye aldı.
 
Sürücüsüz demiryolu taşıtları, madencilerin 1.000 milden ötede bulunan Perth, Batı Avusturalya’daki bir denetim merkezinden işleme tesislerine 170 millik bir uzantıyla yük başına 28.000 tondan fazla maden taşımasını sağlıyor. Maaşların 230.000 Avusturalya Doları olması, Rio Tinto’nun sürücüsüz yük trenlerine neden bu kadar önem verdiğini açıkça ortaya koyuyor.
 
Rio Tinto, robot trenine yaklaşık 390 milyon dolar harcamış olsa da uzaktan izleme ve otomasyon hem maliyetten tasarruf hem de önemli sağlık ve güvenlik faydaları sağlıyor. Avusturalya çölünün iklim koşulları oldukça zorlu; dolayısıyla sürücülerin susuzluk veya dev, çorak yollarda stres altında kalması mümkün. Sürücüyü kaldırarak bu sorunları da ortadan kaldırmış oluyorsunuz.
 
Tren yolcularına odaklanan uygulamalar


Yolcuya odaklı mobil uygulamalar sayesinde demiryolu dünyasında rahatlık ve kolaylık daha da önemli bir hal alıyor. Kullanıcıların süreleri kontrol etmesini ve bilet almasını sağlayan hatta yolculuk sırasında eğlence sağlayan bu uygulamalar sayesinde akıllı telefonunuzun konforuyla her şey daha kolay.
 
Birleşik Krallık’ta Transreport, yolcuların bozuk tuvalet, kötü vagon ortamı, duvar yazıları veya çöp gibi yolculuklarını etkileyen sorunları yetkililere iletmesini sağlıyor. Uygulama aynı zamanda engelli yolcuların ihtiyaç duydukları yardımı almalarını sağlayan bir yolcu yardım fonksiyonu bulunuyor.
 
Peki ya yemek? 300 şehir ve 6.000 tren hizmetini kapsayan bir Hint uygulaması olan Travelkhana, yolculuklarda yemek devrimi yapıyor. Yolcular tren numaralarını girerek Travelkhana’nın yüzlerce restoran ortaklarından birini seçebiliyor ve istedikleri yemeği sipariş edebiliyorlar. Kullanıcı siparişini verdikten sonra uygulama treni takip ediyor, kullanıcının bulunduğu vagonu onaylıyor ve yemeği doğrudan yolcuya teslim ediyor.
Bölgenin bir numaralı demiryolu fuarı Eurasia Rail’da yeni demiryolu teknolojilerini keşfedin
 
Eurasia Rail 2019, bölgenin demiryolu teknolojisine odaklanan ve demiryolu taşıtlarını, altyapısını ve IT hizmetlerini kapsayan tek fuar olma özelliği taşıyor. 
 
Her iki yılda bir düzenlenen Eurasia Rail, tren ve demiryolu sistemi teknolojilerindeki en yeni gelişmeleri sergileyerek hem üreticiler hem de alıcılar için eşsiz bir iş platformu sunuyor.
 
Türkiye ve Avrasya’da türünün tek örneği olan fuar, aynı zamanda tüm dünyanın en büyük üçüncü demiryolu fuarı.
 
Fuara her yıl yaklaşık 12.000 ziyaretçi katılıyor ve dünyanın dört bir yanındaki 25 ülkeden gelen 200 katılımcıyla tanışıyorlar. Eurasia Rail, sektördeki en yeni teknolojileri ve inovasyonları bilinçli ve profesyonel bir kitleye tanıtmak için en ideal platform.
 
Siemens, Alstom, Bombardier ve Hyundai Rostrom gibi önemli demiryolu firmaları, Eurasia Rail aracılığıyla yeni müşterilerle tanıştı ve tüm Avrasya’da satışlarını arttırdı. Şimdi aynısını yapmak sizin elinizde.
 
Standınızı hemen ayırtın.
 
Eurasia Rail’ın, Türkiye’nin 46 milyar dolarlık demiryolu pazarından pay almanıza nasıl yardımcı olacağı konusunda daha fazla bilgi edinmek için bizimle hemen iletişime geçin.
Geri